image

Yazın yaklaşması ile birlikte alınan fazla kilolar ben dahil olmak üzere bir çok kişiyi rahatsız etmeye başladı. Nereden mi anladım? Bir kaç gündür arkadaş sohbetlerinde kilo vermek ile ilgili dillere pelesenk olmuş sözleri bolca duymaya başladım da ondan… Vay efendim günlük şu kadar su içilecekmiş, içine limon sıkılacakmış, sabahları elma sirkesi içmeliymişim ama aç karnına olacakmış, dukan yaparsam hemen zayıflarmışım, 15 günde 10 kilo verdiren diyet varmış falan filan… Eminim bu ve bunun gibi tavsiyeleri daha sık duymaya başlamışsındır. Baktım herkes hızlı ve kolay kilo vermenin yollarını anlatıyor ben de tam tersine “Çok çabuk ve sağlıklı bir şekilde nasıl kilo verilemeyeceği” hakkında yazayım dedim. Yani başlığa aldanıp geldiysen şimdiden söyleyeyim okumayı bırakabilirsin…

Önemli duyuru :

Duyurular

Eyyyyy fazla kilolarını hemen verme planları yapan, kısa yoldan zayıflamaya çalışan işgüzar okur! Sana sesleniyorum! Biraz sonra okuyacakların senin için tamamen hayal kırıklığı olacak, benden söylemesi 🙂 Haaa yok ben sağlıklı bir şekilde kilo versem daha iyi olacak diyorsan o ayrı tabi. O zaman aramıza hoş geldin der ellerinden öperim… O halde okumaya devam…

Öncelikle kilo vermeyi başaran kişiler çok iyi bilirler, şok diyetlerle ve hareket etmeden sağlıklı bir şekilde kilo verebilmek mümkün değildir… Öyle olsaydı etrafın fit insanlarla dolu olmaz mıydı? Emin ol olurdu. Neyse ki  durumun böyle olmadığını biliyorsun… Kilo vermenin aynı almak gibi bir süreç olduğunu kabul edip bir şeyler yapmaya başlasan iyi edersin. Ne demişler “Çalışan kazanır, elması kızarır”

İnsanlar genelde kilo aldığı sürecin ne kadar uzun olduğu ile değil, kilo vereceği sürenin ne kadar kısa olması gerektiği ile ilgili tavsiyelere kulak veriyorlar. Kolayı sevmekte bir dünya markasıyız. Bir çok yerde karşılaştığım, “şok diyetle bir haftada 5 kilo verin!” veya “şu çayı içtim bir haftada 4 kilo verdim” vb ifadeler insanın maymun iştahlılığından beslenen sağlıksız önerilerden başkası değil! Bu önerilerin sonu hep gazoz ağacı… Ama vücut senin vücudun ve elbette onu çabuk kilo vermeye zorlayabilirsin. Bunula birlikte unutumaman gereken şey ise vücudunun bunun hesabını sana  soracak olması. İleride üzülmemek için şimdiden önlemini alsan da güzel güzel sağlıklı bir şekilde kilo versen güzel olmaz mı? Olur…

Çabuk ve sağlıklı kilo vermenin neden mümkün olamayacağı konusunda fazla zaman harcamak istemiyorum. Bana göre yukarıda belirttiğim hususlar bu durumun sağlıklı olmadığı konusunda yeterince sağlam kanıtlardır. Ben daha çok sağlıklı ve zamana yayılmış bir sürecin nasıl olması gerektiğini anlatmak istiyorum. Ahanda başlıyore…

“Hayatındaki hareketi arttır”

www.fbmlkodarsiv.tr.gg-9

Sağlıklı bir şekilde zayıflamak için yapacağın ilk şey hayatındaki hareketi arttırmak olmalı. Diyet, detoks, beslenme kürleri falanlar filanlar hep daha sonra düşünülecek iş… Peki neden önce beslenme değil de hareket? Cevabı çok basit! Hareket insan mutluluğunun temel yapı taşıdır da ondan. Hareket edersen vücudunda temel iki şey gerçekleşir,

  1. Fiziksel değişim ( Sindirim, boşaltım, dolaşım gibi temel vücut fonksiyonlarının düzene girmesi)
  2. Ruhsal değişim (Motivasyon, huzur, mutluluk sağlayan hormonların harekete geçmesi)

Bu iki temel değişimin beslenme üzerinde doğrudan etkisi olduğunu uzmanlar yıllardır söylüyor. Çoğu insan spor yapan insanların “yaktıkları kalorilerin boşa gitmemesi adına” fazla yemediklerini düşünür fakat bu kısmen doğru olsa da tam anlamıyla değil. Spor yapan insanlar aktivite sırasında ve sonrasında salgılanan hormonlar sayesinde genel olarak mutludurlar. Mutlu olmak için abur cubur vb. sağlıksız yiyecekleri tüketmeye ihtiyaçları yoktur. Bu yüzden sürekli aktivite yapan kişilerin beslenme alışkanlıkları diğer insanlara kıyasla daha tutarlıdır.

Hareket ama nasıl?

Hareketten kastım aslında kişinin kendine uygun olan aktiviteyi seçmesi… Bahsettiğim bu uygunluk nasıl belirlenebilir? Öncesinde bence kesinlikle bir doktora görünmekte fayda var. Kişinin kendisine uygun olmayan ağır efor isteyen bir aktiviteyi yapması çok risklidir! Sağlıklı olmak için yapacağın bir aktivitenin bu seviyede riskler taşıması anlamlı değil! Özellikle ailende kalp, damar rahatsızlıkları bulunuyorsa bu konuya daha fazla önem vermelisin ve bir kardiyoloğa görünmelisin! Tavsiyem düzenli hareket moduna geçmeden ve  aktivitenin uygunluğuna karar vermeden önce muhakkak bir doktora görün. Bu kontrol aynı zamanda sana hayatındaki hareketi arttırmakla ne kadar yol aldığın konusunda da fikir verecektir. Nasıl mı? Örneğin düzenli spor yapmadan önce kolestrol, kan değerleri vb değerlerini ölçtür ve bu değerleri bir yere not et. Düzenli aktivite kabiliyetinin gelişmesi ile birlite bu değerlerin düzeldiğini görme fırsatı yakalayacaksın ve inan bana bu seni çok mutlu edecek…

Peki hayatındaki hareketi nasıl arttıracaksın?

Öncelikle hayatını daha hareketli kılabilmek için iyi bir şekilde motive olman gerekiyor. Motivasyon bu işin olmazsa olmazı, pes etmemeni sağlayan en önemli yardımcıdır. Bu yüzden aşağıda belirttiğim motivasyon araçlarını kesinlikle cebine koy. Çok önemli!

“Yaptığın aktiviteyi ölç”

  • Yaptığın aktivite ne olursa olsun, onu değerlendirebilmek için ölçmen gerekir. Unutma ki ölçmediğin bir şeyi yönetemezsin! Örneğin yürüyüş mesafesini arttırmak isteyen kişi kaç km ya da kaç adım yürüdüğünü, bu mesafeleri ne kadar zamanda yürüyebildiğini bilmelidir ki mesafesini arttırabilsin. Ya da bisiklet süren biri günde kaç km gittiğini, nereden nereye gittiğini bilmelidir. Bu değerleri tespit edebilmek için akıllı telefonlarda Strava, Run Keeper, Runtastic vb uygulamalar bulunuyor. İsterseniz bu uygulamaları yükleyerek cep telefonunuz aracılığıyla isterseniz de Garmin, Polar, Suunto gibi markaların aktivite ölçerlerini satın alarak aktivitelerinizi ölçebilirsiniz.

“Kendine bir aktivite defteri hazırla”

  • İçinde günden güne değişen kilondan vücut ölçülerine, attığın adım sayısından kendini nasıl hissettiğine kadar aklına ne geliyorsa yazabileceğin bir defter tut. Bu defter sayesinde süreci hem hikayeleştirmiş olacak hem de gelişimini değerlendirme şansı yakalayacaksın. Defter konusunu ciddiye al, birbirinden güzel faydalarını onu kullandıkça göreceksin. Benim gibi yazmayı alışkanlık haline getirmediyseniz excel bu işi iyi beceriyor… Bilgi..

“Muhakkak bir hedef belirle”

  • Hangi aktiviteyi yaparsan yap bir hedefin muhakkak olmalı. Bu amaca ulaşmak için bir zaman aralığı belirlemelisin. Eğer bu zaman aralığında hedefi gerçekleştiremeyecek gibiysen üzülme, hedefini koşullara göre yeniden revize et. Hedefine ulaştığında kendini muhakkak ödüllendir. Ödül demek sadece alışveriş demek değildir. Seni mutlu edecek bir şey yap yeter! Kısacası kilo vermek isteyen biri belli bir süre içerisinde ne kadar kilo vermeyi amaçladığını bilmeli…

“Aktivitelerini sosyal medyada paylaş”

  • Aktivite bilgilerini, aktivite sırasında çektiğin fotoğrafları sosyal medyada paylaş. Bu sayede diğer insanları da harekete teşvik etmiş olacaksın ki bu durum senin de motivasyonunu arttıracaktır. Hatta Facebook üzerinde bu tarz aktivitelerin paylaşıldığı gruplar mevcuttur, bu gruplara mutlaka üye ol. Mesela benim en sevdiğim grup istanbul’da faaliyetlerine başlayıp şimdilerde bir çok şehire yayılan, hareketi teşvik etmek amacıyla kurulmuş #hareketcandır platformu. Bu topluluk insanları harekete geçirmek konusunda çok başarılı! Kısacası spor yapan insanlarla daha fazla vakit geçir, onları gözünün önünden ayırma…

Motivasyon konusu bitti şimdi geldik hareketin kendisine… Yöntemler nelerdir? Buyur onu da yazıyorum, daha ne yapayım ben sana?

Önemli duyuru : 

Duyurular
Aşağıda belirtilen aktiviteleri herhangi bir rahatsızlığı bulunmayan, spor yapmaya elverişli kişiler için önerdim. Özellikle efora bağlı tehlike oluşturabilecek rahatsızlığı bulunanlar doktorundan muhakkak izin almalı!

“Bol bol adım at, adımlarını say ve yönet”

  • Hangi aktiviteyi yaparsan yap ilk yapacağın iş kendine günlük rutin hayatında (işte, okulda vb) bir adım hedefi koymak olmalı. Unutma bu adım sayısı temel aktiviten yerine geçmemeli.. Temel aktivitenin yanında atman gereken senin tarafından belirlenmiş bir adım hedefin olacak. Örneğin ben düzenli olarak koşu antrenmanları yapıyorum ve ilk günlerde 10.000 adım hedefim vardı. Koşu antrenmanlarım ile birlikte adım sayım bazı günlerde  20.000 adıma kadar çıkmıştı. 🙂 Neyse adım sayma konusunda da sana yardımcı olacak başta akıllı telefonlar olmak üzere bir çok ekipman mevcut. Bunlar içerisinden dilediğini seçebilirsin. Uygulama ve ekipman konusunda aklına takılan bir soru olursa iletişim bölümü aracılığıyla bana sorabilirsin, memnuniyetle cevaplarım.
  • Temel aktivite olarak günde bir saat tempolu yürüyüş yapabilirsin. İlk başlarda tamamı tempolu olmayabilir. Yorulduğun zaman düşük tempolu, kendini iyi hissettiğin zaman tempolu yürüyüşe geçebilirsin. Fakat önemle belirtmeliyim ki yürüyüş yaparken bir saatin çok üstüne çıkmamaya da özen göster. Benim tavsiyem bir saatin üstüne en fazla beş dakika koy. Onun üzerine çıkma…
  • Eğer benim gibi 11. katta oturmuyorsan asla asansör kullanma… Şaka şaka… İşyerinde, dışarıda hareket etmeni kolaylaştıracak, sana ekstra konfor sağlayan yürüyen merdiven ve türevi cihazlardan uzak dur. Aman ne yararı olacak deme. Bir gün içerisinde çıktığın merdiven, yürüdüğünüz ekstra yolun çok faydası olacak!
  • Masa başında oturarak çalışıyorsan saatte bir tuvalete uğra. Şaka yapmıyorum… Bu sayede saatte bir hareket etmiş olacaksın. Her saat tuvalette ne işim var deme. Muhakkak yapacak bir şey bulursun…
  • Mümkünse yemek aralarında (evde veya işyerinde) ufak yürüyüşler yap. Malum adım hedefini tutturman gerekiyor.

Bütün bunlar elbette benim düşüncelerim. Yukarıda yazdıklarım tavsiye niteliğinde olup hatalar içerebilir. Bu sebeple görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim… Son olarak spor yapmadan önce muhakkak doktorunuza başvurun aksi halde yukarıda belirttiğim aktiviteler sağlınıza zarar verebilir.

Kal sağlıcakla.