20161213_172229

Merhaba,

Bu gün rutin arkadaş sohbetlerinde sık sık kullandığımız bazı deyimlerin birbirinden ilginç olan hikayelerinin yer aldığı bir kitaptan, İskender Pala’nın kaleme aldığı “İki Dirhem Bir Çekirdek” kitabından bahsedeceğim…

Günlük hayatta karşımızdaki kişiye bir konuyu daha etkili bir şekilde iletmek için bir çoğumuz deyimlerden yardım alırız.. Peki kullandığımız bu deyimlerin hikayelerini veya onları doğru kullanıp kullanmadığımızı biliyor muyuz? Doğruyu söylemek gerekirse kitapta bulanan deyimlerin bir çoğunun ne anlama geldiğini biliyor fakat hikayelerini bilmiyordum, ta ki “İki dirhem bir çekirdek” adlı kitabı okuyana kadar… Fazla uzatmadan hemen kitaptan bir alıntı yapıyor ve noktayı koyuyorum.

Afyonu Patlamak

Eski tiryakiler, ramazanda afyonu macun haline getirir ve mercimek büyüklüğünde toplar yapıp her sahurda iki üç tane yutarlarmış. Ancak her bir macunu sırasıyla bir, iki, üç kat kağıtlara sarmayı da ihmal etmezlermiş. Böylece kağıt mide öz suyunda eriyince macun midede dağılır ve bir kaç saatliğine keyif devam edermiş. Tabi iki kat kağıda sarılan macun, bir kaç saat sonra, üç kat kağıda sarılan macun da onu takiben kana karışınca tiryaki iftara kadar rahat etmiş oluverir. Ancak bu planın yolunda gitmediği, afyonun kağıdının zor parelendiği yahut kana karışması geciktiği durumlarda tiryaki krizlere girer ve dış dünyadan adeta kopar. Afyonu patlayıp kanı karışasıya kadar farklı tepkiler verir.

Konuşulan veya yapılan şeye uygun karşılık verilmeyen, anlama ve algılamada gecikilen durumlarda “Daha afyonu patlamadı galiba!” gibi cümleler söylenmesi bundandır.

İskender Pala

Merak edenler için devamı kitabın içinde saklı…

Kalın Sağlıcakla…